Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fıkralar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Eylül 2009 Perşembe

CANLI GAZETE...


Başhekim, akıl hastanesinin bahçesinde dolaşıyordu. Bir kalabalık gözüne çarptı ve hemen oraya gitti. Hastalar bir halka oluşturmuş, ortada dönüp konuşan birini dinliyorlardı:
“Trafik kazası... Yarışlar sona erdi... Paraşütü açılmayan sporcunun hazin ölümü...Bir başarı öyküsü... Burcunuz diyor ki...
Başhekim “Ne yapıyorlar bunlar böyle?” diye sordu.
Yanındaki görevliler, “Efendim” dediler. “Ortadaki kendinin gazete olduğunu sanıyor, haberleri bildiriyor.”
Başhekim dolaşmasını sürdürdü. Fakat biraz ileride sekiz, on hastanın iplerle sımsıkı birbirlerine bağlanıp bir köşeye yatırıldığını gördü. Yanındaki görevlilere sormadan görevliler hemen olayı açıkladılar:
“Onlar, okunmuş da iadeye gidecek eski gazeteler, efendim.”

23 Nisan 2009 Perşembe

KİM GÖRDÜ




Soyguncunun biri bir bankaya girmiş. Çekmiş silahını havaya ateş
etmiş. Herkesin yere yatmasını istemiş.
Kasalardaki paraları toplamış ve kapıya doğru yönelmiş.
Tam çıkacakken oradaki bir adama sormuş:
”Beni gördün mü?”
Adam şaşkınlıkla ”Evet gördüm.” deyince adamı
alnından vurmuş.
Tam tekrar kapıya hamle etmiş ki; kapının yanında bir karı koca duruyor.
Adama sormuş:
”Beni gördün mü?”
Adam gayet soğukkanlı bir şekilde yanıtlamış:
”Valla ben hiçbir şey görmedim, ama benim hanım gördü sanıyorum?..

16 Nisan 2009 Perşembe

ŞİŞELER


Akıl hastanesinde bir gün bir hasta bakıcıyı yanına çağırır.
-Bana çabuk 5 şişe kola getir. der.
Hasta bakıcı buna kızar ve hastaya beş tokat atar ve:
-Al işte kolalarını" der.
Aradan zaman geçtikten sonra yine aynı hasta, bakıcıyı yine çağırır. Bu sefer hasta bakıcıyı tokatlar.
-Bakıcı ne oluyor? der.
Hasta cevap verir.
-Şişeleri getirdim abi.

1 Mart 2009 Pazar

İDDİA...


İnşaat alanındaki genç adam fiziğine ve gençliğine duyduğu güvenle övünüyordu:
“Burada benim taşıyamayacağım hiçbir ağırlık yoktur” diyordu.
“İçinizde en güçlü benim.”
Sonunda yaşlı işçilerden biri dayanamayarak sordu:
“Gücüne bu kadar güveniyorsan dediğimi yap da görelim. Karşıdaki binaya öyle bir şey götüreceğim ki, sen onu el arabası ile geri getireceksin” dedi.
Sonra çevrelerinde toplanan diğer işçileri gösterdi:
“Söylediğimi başarırsan bir haftalık maaşımı sana vereceğime buradaki herkes tanıktır.”
Genç adam karşısında duran yaşlı işçiyi küçümseyerek süzdü:
“Tamam, ihtiyar” dedi. “Bakalım ne yapacaksın?”
Yaşlı adam el arabasını hemen genç adamın olduğu yere getirdi ve bir eli ile arabayı gösterdi:
“O halde gösterimize başlayalım evladım” dedi.
“Bin bakalım şu arabaya!”

19 Şubat 2009 Perşembe

ÇEKİRGENİN “AMERİKANCA”SI


Amerikalı bir turist Avusturalya’yı gezmekteydi ve kendine de bu amaçla bir rehber bulmuştu. Rehber ve Amerikalı büyük bir çiftliğe geldiler.
Amerikalı ilerde otlayan koyunları fark ederek rehbere “Bunlar nedir?”diye sordu.
Rehber bu soruyu “onlar koyun” diyerek yanıtladı.
Amerikalı da “yapma yahu, bizde koyunlar bunların iki üç katıdır” diyerek alaycı bir biçimde güldü.
Biraz daha ilerleyince otlayan inekleri gördüler ve Amerikalı yine sordu: “Bunlar nedir?”
Bu kez rehber “Onlar inek” diyerek yanıtladı.
Amerikalı da gülerek: “Vay be, Amerika da inekler bunların en az iki katıdır” dedi.
Bir süre daha gittikten sonra önlerinden kangurular geçti ve Amerikalı sorusunu hemen yineledi: “Peki bunlar ne ?”
Rehber umursamadan yanıtladı:
“Ha, onlar mı, çekirge.”

3 Şubat 2009 Salı

MEZDEKE




Trafik polisi arabayi durdurmus ve egilip sormus:

-Ehliyet ruhsat lütfen
-Tabi buyrun demis Şöföre vermiş. Polis bakmiş bir problem yok.

-Pekii demis polis, çevre vergisi pulu?
-Burada, buyrun demiş adam.

-İlk yardim çantanız var mı? demiş polis.
-Tabii deyip bagajı açmiş adam. Polis bakmiş içinde eksik yok.

-Yangin söndürücü?
-Burada buyrun.

-Zincir?
-Derhal çıkarayım buyrun.

Polis daha sonra tekrar sormuş:
-Mezdeke kaseti varmı?

Söför çok sasirmis.

-Evet var buyrun demiş.

Polis : Tamam siz onu takın teybe ve sesini açın demiş ve başlamiş
oynamaya. Şöförün şaşkınlıgı daha da artmış ve dayanamamış sormuş.

-Hayrola memur bey?

Polis cevap vermis:

-Eee takarsin artik bi 20 milyon....

27 Ocak 2009 Salı

ŞİŞMAN


Bilirsiniz; "şişman" mı şişman "göbekli" mi göbekli, "ensesi kalın" mı kalın bir adam; "zayıf" mı zayıf, "sıska" mı sıska, hani neredeyse "kaburgaları sayılabilecek" kadar, "bir deri-bir kemik kalmış" birisine takılmış:"Seni gören de, dünyanın kıtlıktan kırıldığını zanneder!" Zayıf olan, anında yetiştirmiş cevabı; "Sana bakan da, bu kıtlığın sebebini anlar!"

15 Aralık 2008 Pazartesi

DAHA ÇOK İSTİYOR...



Çocuk, okuldan bir gözü şiş olarak dönünce, annesi telaşlandı :
-Oğlum ne oldu gözüne? Düştün mü yoksa?
-Hayır düşmedim. Arkadaşım Orhan'la dövüştük. Ben de yarın onun gözünü şişireceğim!
Annesi yatıştırmaya çalıştı :
-Sakın ha! Dövüşmek iyi birşey değil. Ben sana yarın pasta çörek vereyim. Arkadaşına da ver, barışın. Güzel güzel oynayın olmaz mı?
-Olur anneciğim, barışırız. Ertesi gün, çocuk öteki gözü de şişmiş olarak döndü.
Annesi merakla sordu :
-Yine ne oldu?
-Arkadaşım yaptı, daha çok pasta, çörek istiyor!

14 Kasım 2008 Cuma

AMATÖR BALIKÇI...



Tıp fakültesinde profesör, yeni doğan bebekler bölümünü ziyarete giderken yanına öğrencilerini de almıştı.
İçeri girdiklerinde hemşirenin kucağında yeni doğmuş bir bebek gördüler. Profesör öğrencilerine sordu:
“Bir bakışta bu bebeğin kilosunu söyleyebilir misiniz?”
Öğrencilerin biri dışında tümü, “Şu kadar kiloyla şu kadar kilo arasında olabilir” biçiminde yuvarlak yanıtlar verdi. O öğrenci ise yalnızca bir rakam söyledi:
“Üç kilo sekiz yüz gram olabilir.”
Hemşire bebeği tarttı ve gerçekten de üç kilo sekiz yüz gram geldi.
Profesör, öğrencisinin bu kesin yanıtı karşısında gururlandı:
“Söyle bakalım, nasıl bilebildin bunu?”
Öğrenci saf saf yanıtladı:
“Amatör balıkçıyım, hocam...”

6 Ekim 2008 Pazartesi

HANGİSİ DAHA AÇIKGÖZ



Çok akıllı geçinirdi.
Kapısında"ikinci kez gelen hastalardan yarım ücret alınır"yazılı doktora girdi.
Gülerek : -Bakın doktorcuğum, yine ben geldim, hatırladınız mı beni? dedi.
Doktor da güldü: Tabii, hatırlamaz olur muyum?
Eeee? Muayene etmeyecek misiniz? İlaç vermeyecek misiniz?
Hayır gerekmez... Geçen gelişinizde verdiğim ilaca devam edin...

18 Eylül 2008 Perşembe

KARADENİZLİNİN MEKTUBU



Mektubumu çok yavaş yazayrum, Çünkim bilirum ki, okuman zayuftur, çabuk okuyamazsun.

Benden sana sual edersen, Allahuma pin şükür iyiyum, yeni pir is buldum.

Emrimde 1500'e yakin adam var, hepside sessuz sedasuz, kendi hallerinde. Ne is puldugumu soraysan söyleyecegum patlama, mezarluk pekçisi oldum.

Geçtigimiz hafta puraya iki tefa yagmur yagdu. Piri pazartesinden persembeye öbüride persembeden pazara.

Bacin Emine bir usak doguracak, daha erkek midir kiz midir pelli degil, haçan o yüzden saga dayi mi oldin, teyzemi oldin söyleyemeyrum.

Saga kötü bir havadisim var Pahriyede askerlik yapan 10 usaguda kaybettuk. Pindikleri denizaltu pozulmus, motoru turmus, inmis asagu, denizaltuyu itekleyup, motorunu çalistirmak istemuslar.

Temel emicende tükkan açtu, o da 30 a alduguni 25 e verir, sürümden kazaniyormus öyle dedu. Bizim köye findukçularun Temel'i muhtar seçtuk, akullu usakta. Geçen gün hepimizu zelzeleye karsi asi etturdu. Temel hem akillidur, hem de dürüsttür. Geçenlerde bir taksinin soförü köye varmis, muhtari ariyor, meger yolda bir tavuk ezmis sahibini soraymus. Muhtar Temel tavuga pakmis, ha bu pizden deguldur pizum köyde yassu tavuk yoktir demis. Senin küçügün Ergin çok akullu usak çikti. Geçen gün tepeye varmis, elinde bir ip sallayip duriy. Anan uy usagum ne edeysun orada demis. O da heva durumuna bakayrum demis. Çektum oni aksam karsuma, anlat bakayum su hava turumu isinu dedum.

Anlattu, meger ip sallaninca havanin rüzgarli olduguni; ip islanunca da yagmur yagduguni anlaymis. Çok akillu usak vesselam. Sen o yasta böyle akillu degildun. Senin gönderdigun resmi alduk, pir yaninda bir Alman herif pir yaninda pir Alman karisi var, ortada da sen. Iyiki resmin arkasina ortadaki penum diye yazmissun yaksam tanimayacaktuk. Yaa iste böyle usagim. Memleçetten saga pol pol havadis. Yeni
havadis olursa yine yazarum. Baki hüdaya emanet ol.

Baban

NOT: Mektupa para koyacaktim, ama geç akluma geldi, zarfi kapatmisum.

15 Eylül 2008 Pazartesi

AYAKKABININ TEKİ ARANIYOR...



Genç adam Cuma günü arabasıyla evine gidiyordu. Eşini evden alıp birlikte müzikli bir yere, akşam yemeği yemeye gideceklerdi. Bunu düşünürken yol kenarında otostop yapan güzel bir kız gördü. Çok düşünmeden arabayı durdurdu ve kızı arabaya davet etti.
Adam, güzel kızla yol boyunca sohbet etti. Güzel kız gideceği yere yakın bir yere geldiğinde teşekkür ederek arabadan indi. Bir süre sonra adam evine geldi, eşini aldı ve tekrar yola çıktılar. O sırada adamın gözüne hemen yanında duran topuklu bir ayakkabı ilişti. Hemen aklına biraz önce arabadan indirdiği güzel kız geldi. Herhalde ayakkabıyı çantasından düşürmüştü. Bunu eşine açıklayamazdı, anlatsa da belki eşi inanmazdı.
Hemen bir plan yaptı ve eşinin dikkatini ters tarafa yönelttiğinde ayakkabıyı aldı ve kendi oturduğu taraftaki camdan dışarı attı. Genç adam şimdi kendini rahatlamış hissediyordu.
Bir süre sonra yemek yiyecekleri restorana gelmişlerdi ama adamın eşi kuşkuyla arabanın içini araştırıyordu. Genç adam sinirli bir biçimde eşine sorunun ne olduğunu sordu.
Eşi, şaşkın bir biçimde yanıtladı:
“Ayakkabımın tekini bulamıyorum.”

6 Eylül 2008 Cumartesi

ÇEÇENİSTAN



Harpten dönen Rus, berbere gider. Berber nerede askerlik yaptığını sorunca; “Çeçenistan’da der. Berber, tıraş ederken aynı soruyu birkaç kere sorunca, asker kızarak söylenir:
—Niçin ikide bir aynı soruyu soruyorsun?
Berber gülerek dedi ki:
—Sen her “Çeçenistan” cevabını verirken, saçların diken diken olduğu için, kesmesi daha rahat oluyor.

SÜTUNA DİKKAT!



Amerika’da ölen bir kadın için kilisede cenaze töreni düzenlenmişti. Tören sonunda cenaze görevlileri tabutu taşırlarken, tabutun ön bölümünü yanlışlıkla kilisedeki sütunlardan birine çarptılar.
Bu olaydan sonra tabuttan bir inilti duyuldu. Tabut açıldı ve öldüğü sanılan kadının gerçekte yaşadığı anlaşıldı.
Bir süre hastanede tedavi edilen kadın iyileşti ve on yıl daha yaşadı.
On yıl sonra öldüğünde ise cenaze töreni yine aynı kilisede yapıldı.
Tören sonrası görevliler tabutu taşırlarken, kilisedeki aynı sütunun önüne geldiklerinde, ölen kadının kocasının, arkadan sesi duyuldu:
“Lütfen sütuna dikkat edin...”

9 Mayıs 2008 Cuma

AT YARIŞI


Temel bir gün at yarışlarına gitmiş. Bilgisi olmadığı içinde, en şanssız ata oynamış. Yarış başlamış bütün atlar bir anda çıkış yapmış ve herkes ayağa kalkarak üzerine oynadıkları atlara tezahürat yapmaya başlamış.
Temel bunun altında kalır mı, kalkmış ayağa ve başlamış bağırmaya;
- Hey yavrum hey! Ata bak ata; katti önine hepsini götiriyi…

22 Nisan 2008 Salı

FIKRA

Image Hosted by ImageShack.us

Temel ile Dursun iki katli bina yaparlar. Birinci katı tamamladiktan
sonra evleri olmadigi icin orada kalmaya karar verirler.
Yaz mevsimi oldugundan yattiklari yere sivri sinekler dolar.
Bunlar da sineklerin kendilerini sokmamasi icin yorgani baslarina kapatirlar.
Gunlerden bir gun yine yatma zamani gelince odaya ates bocekleri girer.
Bunlar her zamanki gibi baslari yorganin icine gomulu sekilde yatarlarken
Temel bir ara basini disari cikarip ates boceklerini gorunce tekrar aceleyle
yorganin icine gomulur.
Dursun'u durter ve ona; "Ula, ula Dursun! Sivrisinekler ellerinde
fenerle bizi ariler"

21 Nisan 2008 Pazartesi

FIKRA



Temel ile Dursun bir gün lüks bir otelin lobisinde dururken güzel bir kadın görürler.Temel kadına yaklaşıp sorar: "Benimle bi yemek yemek ister misiniz?"Kadın: "Bahse girerim şu kapıdaki Mersedes sizin değil!"Temel: "Değildir!"Kadın: "Şöyle iyi durumda bir banka hesabınız da yoktur sanırım..."Temel:"Yoktur."Kadın: "Karadeniz kıyısında şöyle iki katli bir çiftlik eviniz de yoktur herhalde."Temel: "Yoktur."Kadın: "Hadi o zaman çek arabanı!"Temel boynu bükük döner Dursun'un yanına. "Ula Tursun, benim limuzini sana versem Mersedesini bana verirmisin?" diye sorar.Dursun veririm, der.Temel: "Bir telefon etsem kendi bankama, şirket hesabımın yanında ayrıca adıma hesap açarlar mı?"Tursun açarlar, der.Temel: İyi . Peki bizim peder deniz kenarındaki üçüncü katı yıkmama izin vermez.. ne yapacağuz. uşağum.

17 Nisan 2008 Perşembe

FIKRALAR

Free Image Hosting at www.ImageShack.us
BİR OTOBÜS DOLUSU POLİTİKACISEÇİM KAMPANYASI İÇİN TEKSASTA DOLAŞIYORLARMIŞ.OTOBÜS BÜYÜK BİR ÇİFTLİĞİN YANINDAN GEÇERKEN ŞÖFÖRÜN DİKKATSİZLİĞİ SONUCU ŞARAMPOLE UÇMUŞ.
SESİ DUYAN ÇİFTÇİ KOŞARAK GELMİŞ.GECE KURDA KUŞA YEM OLMASINLAR DİYE CESETLERİ GÖMMEYE BAŞLAMIŞ.ERTESİ SABAH GELEN .ŞERİF SORUŞTURMA İÇİN ÇİFTLİĞE GEELMİŞ.ÇİFTÇİYE SORMUŞ
-OTOBÜSTEKİ BÜTÜN POLİTİKACILARI GÖMDÜN DEMEK.YARALI KURTULAN YOKMUYDU İÇLERİNDE?EMİNSİN DEĞİL Mİ?
ÇİFTÇİ CEVAP VERMİŞ:
-BAZILARI YAŞADIKLARINI İDDİA ETTİLER AMA POLİTİKACILARI BİLİRSİNİZ....NASIL DA YALAN SÖYLERLER........

------------------------------------------------------------------------------------------------

FUTBOL MAÇI BAŞLAMADAN ÖNCE İKİ TAKIMDAN BİRİNİN KAPTANI HAKEMİ BİR KÖŞEYE ÇEKİP;
-HOCAM SEN BİZİM TAKIMIN DURUMUNU BİLEMEZSİN BU MAÇI KAYBETTİRECEK OLURSAN BİZİMKİLER SENİ NE YAPAR BİLİRMİSİN?
-NE YAPARLAR?
-SENİ PARÇA PARÇA EDERLER..
HAKEM CEVAP VERDİ;
-ANLAŞILDI SİZ BU MAÇTAN BERABERLİKLE AYRILACAKSINIZ...
-NEDEN MİŞ HOCAM?
-ÖTEKİ TAKIMIN KAPTANIDA AZ ÖNCE AYNI ŞEYLERİ SÖYLEDİ DE ONDAN.......

------------------------------------------------------------------------------------------------
ASKER KOMUTANIN KARŞISINA ÇIKTI,İZİN İSTEDİ.KOMUTAN SEBEP SORDU:
-EFENDİM KARIM ÇOCUĞUMUZUN HASTA OLDUĞUNU YAZMIŞ MEKTUPTA...
-YALAN SÖYLÜYORSUN.ÇÜNKÜ KARINDAN GELEN MEKTUBU BENDE OKUDUM,HİÇ ÖYLE BİRŞEYDEN BAHSETMİYORDU.
İZNİ KOPARAMAYAN ASKER SELAM VERDİ ÇIKMAK İÇİN KAPIYA DOĞRU YÖNELDİ.TAM KAPIDAN ÇIKARKEN DÖNDÜ VE SAMİMİYETLE:
-KOMUTANIM İKİMİZDE YALANCIYIZ ANLAŞILAN,ÇÜNKÜ BEN EVLİ DEĞİLİM......

15 Nisan 2008 Salı

ANNENİN BEYAZ SAÇLARI...


Küçük kız mutfakta bulaşık yıkayan annesini izliyordu. Gözleri birden, annesinin siyah saçlarının arasındaki beyaz tellere takıldı. Merakla sordu:
“Anneciğim, saçlarının kimi bölümleri neden beyaz?”
Annesi gülümseyerek yanıtladı küçük kızını:
“Küçük kızlar annelerini her üzdüklerinde ya da kızdırdıklarında, annelerinin saçındaki tellerden biri beyazlaşır.”
Küçük kız bir süre durdu, düşündü ve... Vardığı sonucu annesine açıkladı.
“Anneciğim, şimdi anladım” dedi. “Anneannemin saçlarının neden bembeyaz olduğunu...”

8 Nisan 2008 Salı

BEŞ KİLOYA KADAR




Genç anne yeni doğmuş bebeğini kocasına emanet ederek alışverişe gitmişti. Bebek bir süre sonra ağlamaya baş-layınca genç baba, aklına gelebilecek tüm çareleri denedi, fakat bebeğin ağlamasını dindiremedi. Sonunda daya-namadı, çocuğu doktora götürdü. Doktor muayeneye başlar başlamaz durumu anladı:
“Bebeğin altı dolmuş” dedi. “Altını değiştirmeliydiniz.”
Genç baba hemen savunmaya geçti:
“Altı dolmuş mu?” dedi.
“Ama çocuk bezi kutusunun üzerinde 5 kiloya kadar yazıyordu.”