4 Ekim 2013 Cuma

ÇORUM BLOG VE SİTE YAZARLARI BULUŞMASI :)

Merhaba arkadaşlar çoruma taşındıktan sonra birkaç kez çorumlu site ve blog sahiplerini aramış ama bulamamıştım.sonrada yine kendi halinde bir ben olarak hayatıma devam ettim, ta ki geçen hafta ab-ı hayat arkadaşımızdan mesaj alana kadar.tabi çok heyecanlandım ve de mutlu oldum :) Arkadaşımızın yoğun çabaları sayesinde bu gün buluşmayı başardık :)
Neredemi buluştuk? Ben 1 yıldır çorumda olmam nedeni ile bilmediğim bir isim ve yerdi doğrusu Gülbeşeker güzel ve leziz pasta kurabiyeler ve kahvaltı menüsü ile bu gün biz blogçulara hizmet etti bizde memnun olduk.Her şey çok güzeldi ellerinize sağlık türkan hanım :) tekrar teşekkürler....

Sponsor firmalarımızada ayrıca çok teşekkür ediyoruz göndermiş oldukları o güzel hediyeler için.
Hatap Değirmenleri , Keramika , Doğadan Çay , Es Tuz ' a çok  teşekkür ediyorum.Bu güzel günde bizleri yalnız bırakmadılar :) Bol hediyeli bir gün oldu :)


Blog Kardeşliğini Kahvaltı ile bütünleştirdik.Sohbet ve ortam güzeldi İnşaAllah devamı gelir.Ben çocuklardan mıdır yoksa biraz evciyim galiba, pek biyerlere çıkmıyorum(galiba ikisi bi arada)
Bu arada arkadaşlarımın adreslerini de paylaşmak istiyorum.

www.arzuyagore.com
http://bengisu-abihayat.blogspot.com/
http://modavesaireburcu.blogspot.com/
http://tosbagalarr.blogspot.com/
 http://gulcanmutfakta.blogcu.com/
sonra arkadaşlarla vedalaşıp arabamız tamirde olduğu için koştum otobüse(arabanın kıymetini bir kez daha anladım)davut ben hediyelerle dolu bebek arabası :)
Hamzacıkın okul çıkış saatine okula yetiştim.mahallemizde yağmur sonrası su ve çamur birikintileri var oralara daldık çıktık.rap rap ta rap rap şap şap eğlence süperdi onlar çamurdan çocuklar oldular bende kamera ve fotoğraf çekip güldüm :) Ha bu arada 2 komşumda garipsedi bu durumu. her yerleri çamur oluyor,ıslanıyor üşüyecekler,hasta olurlar..... bende bak ne kadar eğleniyorlar,az daha oynasınlar birazdan kaçarız eve dedim.15 dk kadar oynadılar ama süperdi.....

Hamza hem çok seviyor hemde sanki ayakları ve kıyafeti kötü olacak endişesi taşıyor ''bırak oğlum olsun değişiriz birazdan oyna dedim saldı kendini çamur deryasına el, yüz, bacaklar, kıyafetler herşey çamur :)

Oleyyy Süper süper kahraman çamur çocuk hamza...Bu aralar bi süper hamza olduma taktı kapşonunu geçirip süper uçuşlara geçiyor :)

Davut abisi ne yaparsa aynısını yapıyor rap rap peşinden ayrılmıyor.kocaman bi su birikintisine elini vurunca zavallıcık yüzü çamurlanıyor,ama pek hoşnut değil hemde şaşkınca nasıl bi tepki verecek bilemedi :) Bu da ne böyleder gibi sanki :))... Onada motivasyon bak abi napıyor git hadi sende yap :)
Koşup eğlenceye devam ediyor :)

Eğlenceye devam...Sizcede değmezmi bu güzellik için çamurlu kıyafetler, eller :) Kısada olsa mutluyuz böyle :) Davudum sonrasında kedi kovalıyor.O minik eller yakalamaya çalışıyor gel diyor ama yok kedicik kaçıyor.Sonrasında feryat fiğan ağlayarak eve koşuyoruz.Bütün kıyafetler makinaya tabi....Temizlenip paklanıp yatırıyorum yavrularımı.Onlar dinlenirken bende hediyelerimi açıyorum,fotoğraflıyorum......

Hediyelerin hepside çok güzel es tuzun çeşitliliği Denemeye değer doğrusu....
Daha önce hatap un kullanmamıştım hiç bakalım şöyle güzel bi kek denemesi yapıp paylaşacağım en kısa zamanda...
Çay sevmeyen vede içmeyen biri olarak Doğadanın çaylarını kullanıyorduk zaten ben bitki çaylarını eşim normal çaylarını beğenerek kullanıyor, kullanmaya devam:)
 Hele keramika'nın Kırmızı çerezliğine bayıldım

Güzel bi gün daha akşam oldu Ben hazırlayıp ancak paylaşabildim....Kocaman sevgilerimi yolluyorum hepinize....Mutluluklar,sağlık,huzur sizinle olsun :)

3 Ekim 2013 Perşembe

AYET-HADİS-DUA-VECİZE

Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us Image Hosted by ImageShack.us

RESİMLİ YAZILAR ÖĞÜTLER

Hayatının Tamamı Güzel ve Mânâ Doluydu


 
O DİYARIN SAKİNLERİ'NDEN yiğit bir kadındı. Hendek savaşı için sayıca on bin dolaylarında küfür ordusu Medine'ye gelmişti. Yüce Resûl tedbir açısından şehirdeki kadın ve çocuklar emin bir yere toplatmış ve başlarına da erkek bir sahabe vermişti. Fırsatı kollayan müslüman gözüken münafıklar ellerine kılıçlar alarak, toplanmış kadın ve çocukları imha edeceklerdi. İçlerinden birini öncü göndererek, kadınların başlarında erkek muhafızlar olup olmadığını anlamak istediler. Yahudi gözcü kadınların bulunduğu yere doğru gelirken Safiyye isimli yiğit bir kadın adamı gördü ve niyetini anladı. Başlarındaki muhafıza giderek, o adamın başının kesilerek kendisine getirilmesini söyledi. Ancak muhafız çekindi ve biraz korkak davrandı. Hz. Safiyye bir çadır direğini sökerek eline aldı ve gitti yahudinin başına vurarak öldürdü. Sonra başını kesti ve gözcü Yahudiyi bekleyenlerin üzerine fırlattı. Yahudi münafıklar anladı ki kadınların başında erkek muhafızlar var. Hemen geri çekildi ve evlerine dağıldılar.

Elbette ki bu hadise ile dantelli bacılarımıza küçük çaplı bir uyarı olur. Göz nurlarını ipliklere, oyalara mahkum eden kardeşlerimizin de fikir dünyalarına küçük bir neşterdir. Bu diyarın sakinleri İslâmî hareket dediğimiz salih amelin içerisine müslüman erkek ile müslüman kadını da katmalıdır. Hem de ölçüsünü, sırrını inandığı dinden öğrenerek. Bacılarımız da bu .konuda cahiliye ile anlaşmaya varmayan ve varması mümkün olmayan erkek kocalarını, babalarını, kardeşlerini ve din kardeşlerini desteklemelidirler.

O DİYARIN SAKİNLERİNDENDİ. Adı Ümmü Süleymdi. Ebu Talha ile evlenmiş ve bu izdivaçtan Ebu Umeyr isimli bir çocuk dünyaya gelmişti. Küçük çocuk hastalanmış ve hastalığı artmıştı. İşi sebebiyle evinden ayrıları babası bir daha çocuğunu sağ olarak göremeyecekti. O işine gider gitmez çocuk vefat etmiş, annesi ise büyük bir soğukkanlılıkla çocuğunu yıkamış, kefenlemiş ve evinin münasip bir yerine koymuştu. Oruçlu olarak evden ayrılan kocasının geliş saatinin yaklaştığında kokulanmış ve evde mevcut olan nimetlerle zengin bir sofra hazırlamıştı.

Ebu Talha eve dönmüş, hazır sofraya oturarak iftarını açmış ve çocuğunu sormuştu. Ümmü Şüleym, çocuğun sükûnet içinde yattığını, gayet iyi olduğunu söylemişti. Ebu Talha bundan memnun kalmış ve huzur içinde yatmıştı. Gece olunca, hanımı nefsini efendisine arzetmiş ve kocasını bu yönden memnun etmişti. Sabah olunca, kocasına şöyle diyordu:

-          "Birşey sormak istiyorum. Bir kimse birine emanet bir şey verse, zamanı gelince geri istese vermek gerekir mi, gerekmez mi?" Kocası:

-          "Elbet geri vermek gerekir. Ne hakla onu tutabilir ki?" Ümmü Süleym:

-          "Oğlun Allah'ın bize emaneti idi. Allah emanetini geri aldı."

Ebu Talha çok üzüldü. Daha önce haber vermediği için hanımına sitem etti.

İşte hadisenin püf noktasını burada yakalıyor ve bu diyarın sakinlerine takdim etmek istiyoruz. Öyle ya, çocuğu ölen kadın acaba çok mu merhametsizdi. Akşamdan sabaha kadar niçin söylememişti? Sebebini yine ondan dinleyelim:

- "Kocam oruçluydu. Eğer çocuğumun ölüm haberini akşamdan verseydim; buna çok üzülecek yemek yiyemiyecek ve perişan olacaktı. Buna gönlüm razı olmazdı."

İşte bu diyarın sakinlerine kalıcı ve ibretlerle dolu bir mesaj. Cennetlik hatunların, kocalarının üzülmelerine bile tahammülleri yoktur. Bu diyarın sakinleri: "Bize bu kadar niçin yükleniyorsunuz? öyle kadınların, öyle kocalan vardı" gibi bizlere

O Diyarın Sakinleri 61 sitem etmesinler. Sadece şu hususa bir göz atsınlar; Cihad, edeb, takva yönleriyle destekçi oluyorlar mı olmuyorlar mı?

O DİYARIN SAKİNLERİNDENDİ. Kendisi güzel ve zengin, evleneceği erkek ise îman safının dışında kalmıştı. Erkek, bu evlilikte ısrar ediyor, kadın ise onun îman etmesinde direniyordu. Allah'ın hidayeti imdadına yetişmiş ve erkek de mü'minlerden olmuştu. Kadın bunu duyunca hemen haber göndermiş:

- "Şimdi evlenebiliriz. Senin getirdiğin bu şehadet kelimesi benim mehrim olsun. başka bir şey istemem" demişti. Bu diyarın sakinleri olan müslüman kızlarımız şimdi düşünmeliler. İslâm'ın sunduğu mehri almaya haklarının olduğunu bilerek düşünsünler:

- Sizi istemeye gelen müslüman bir gencin, tağutu reddetmiş olması, namuslu ve iffetli yaşaması, cihad etmek için can atmış olması, uçkurunu yasak yerlere açmaması acaba sizin evlilik hayatınıza manevi bir mehir olma mahiyetini taşımıyor mu? Altın gerdanlıklar, bilezikler, burmaların hangisi size namuslu ve cihad ehli bir genci satın alabilir?

O DİYARIN SAKİNLERİNDENDİ. Yüce Resûlümüzün hem baldızı ve hem de yengesi idi. Bazen yüce Resûlümüzün saçını tarama şerefine bile erişirdi. Bir gün Peygamberimizin bir görevini yapmış ve sonra gözlerinden yaşlar akmıştı. Kendisine sebebi sorulunca, şu cevabı vermişti:

- "Ey Allah'ın Resûlü, düşünüyorum da Allah şeni bir gün aramızdan alacaktır. İşte o zaman yönetenler mi olacağız, yönetilenler mi?"

Bu diyarın sakinleri bacılarımıza Ağrı dağından büyük bir malzeme. Yönetecekmisiniz, yönetilecek misiniz? Dünyanın yönetimini Rabbimiz kullarına verdiğine göre, huzura hangi delil ve hangi yüzle çıkacağız?

Yönetenler, dünyayı ve insanlığı îmanla Kur'anla, İslâmla yönetmeyeceğine göre, kalblerinde iman, ellerinde Kur'an, hayatlarında İslâm olmayanların Ümmeti yönetmesi kara bir leke olarak, büyük bir münker olarak bizlere kafi gelmiyor mu acaba?

O DİYARIN SAKİNLERİNDENDİ. Resûlullah'ı daha altı yaşında iken bağrına basmış, hizmetine koşmuş ve yanından ayrılmamıştı. Belki de Ebu Talip'ten sonra kendisini koruyan ikinci insan yengesi olan bu kadındı.

Ölüm saatine kavuşan bu kadın, öbür aleme uğurlanırken Peygamberimiz ağlamış, kendi gömleğini kefen olarak ona giydirmiş ve mezara bizzat kendi elleriyle indirmişti. Hadiseyi garip karşılayanlara karşı:

- "O benim annem gibiydi. Beni o büyüttü. Çocuklarına yedirmez beni doyururdu, onları ihmal eder, beni süsler, beni avuturdu. Gömleğimi ona giydirmemdeki maksat, kabir azabından uzak tutulsun, cennet elbiselerine kavuşsun niyetiyle oldu." buyurmuştu.

Bu diyarın sakinlerinden nice nice bacılarımız da aynı yolun yolcusu olmaktalar. Uyanışları biz erkeklerden daha süratli oldu. Bizler 50-60 senede zor uyandık, kendileri ise beş-on senede gaflet uykularından silkinerek kalktılar. Bu kalkışları burçlara sancağı dikene kadar sürer kanaatindeyiz.

Anılarla dolu bir diyarı tekrar "Anadolu" yapmanın gayreti içerisine giren bacılarımıza selam olsun.

2 Ekim 2013 Çarşamba

Hamzaca Dil Gelişimi-3



Biraz ara uzun oldu,Şöyle mazeretlerimi sıralayayım da....Ramazan öncesi Annemde kaldık...Ramazan ayını evde doğru dürüst kalamadık.Bayram tatili bayram sonrası annemde kaldık uzun süre annemin sağlık problemleri dolayısı ile.Sonrasında okul açıldı,Okula git gel, hamza bu sene mahallemizde Kocatepe anaokuluna başladı,Yusufum ise yine kocatepe ilkokulu 3. sınıfa devam ediyor....Davut evde tabiki,abilerinin biri sabah gidiyor diğeri öğlen şanslı ama henüz davutla oyun oynamıyorlar,davut bozuyor diye paylaşmıyorlar,alışacaklar artık.Kavga etmeye zamanları olmuyor özlüyorlar birbirlerini :))her şey güzel gidiyor hayırlısı ile....
Bu blog işi güzel ama ihmale gelmiyor tabiki...Ara ara konular eklesekte böyle muhabbet havasında daha güzel oluyor,bence tabii...... ya sizce :))

Hamzaca Dil Gelişimi maceramız....

Çoruma taşındıktan sonra özel birkaç merkezle görüştük,hamzanın durumu hakkında önce çocuk psikiyatrisi sonrada rehberlik araştırma ile görüşmemiz gerekiyormuş.tabii bu bölüme sıra almak ne mümkün,arıyoruz sıra yok,arıyoruz sıra bitti.en son çocukları kapıp saat 5 te gittim bir sabah, şükür 6. sırayı alabildim.O gün yapılan testler,muayeneler,araştırmalar hamzanın zeka duyma ve görme olarak hiç bir problemi olmadığı anlaşıldı(biz biliyordukta doktorlar tarafından onaylandı)Ama dil gelişiminnin yaşıtlarına göre geri olduğu, dildeki problemine ise artikülasyon teşhisi koyuldu.çocuk gelişimi uzmanı ile çalışmalara başlanacak denildi.Heyetten rapor aldık. Rehberlik araştırma merkezi ile görüştük(özel merkezlerde eğitim alabilsin diye)Rehberlik araştırma dan çıkacak rapora görede dil terapisti ve özel merkezle ile çalışmalara başlanacaktı.Bu arada kreşe yazdırdık.Doktor'' ÇALIŞMALARINDA FAYDASI OLACAK AMA KREŞEDE GİTMESİ GEREKİYOR.YAŞITLARINDAN HER GÜN YENİ BİR ŞEYLER ÖĞRENECEK''dedi(aslında hırçın ve mızmzılıkğından dolayı uyum sağlayamazsa diye ben istemiyordum)Allah'a şükür çok büyük problemler olmadı.

25 Eylül 2012
Evet - Hayıy -İndim - Bindim - Sevdim - Yaptım - Yedim - İçtim - Bitiydim - Doydum - Kayktım - Yaptım - Uçak - Seyçe(serçe) - Babam Sadık

4 Ekim 2012
Babam - Abim - Annem - Dedem - Ahmet(kuzen) - Hayam(halam) - İyem - Şatı Yenge - Anıy Abi - Çayı Abi(Çağrı)
Rehberlik araştırma raporumuz henüz çıkmadı(zaten bir kaç ay sürebilirmiş)eylülün son haftası çocuk gelişim uzmanı ile çalışmalara başladık.Her hafta gidiyoruz eve ödev alıyoruz ordada uzmanımız derya hanım ile diyoloğ ve çalışma tekrarı yapılıyor.derya hanımı çok seviyor hevesli gidiyor.her güzel geçen çalışmadan sonra pamuk şeker ödülümüz var(çok sever ).

10 Ekim 2012
-Anne bana mama vey.
-Bana yokum şekey ay(pamuk şeker al)
-Buynum aktı.Annem davut düştü bak.
-Annem ben okunda yemek yedim.

12 Ekim 2012
-haye abya(hale abla)
-Meyyem abya(meryem)
-Annemmm canım annem,canımm annemm(şarkı söylüyor)
Babam bizim ayaba yok,annem bizim ayaba vuy,çayp(kaza yaptı)
-Anne oknda anıy (anıl) vay,anıy bana vuy (vurdu),koyum sık(kolumu sıktı),çok sık,koyum acıdı,ben çok ayadım(ağladım)

16 Ekim 2012
-Ben okunda et yedim,inek eti yedim.İnek eti ben çok sev(seviyorum)
-Benim okunda akadaşyayım(arkadaşlarım) var.
-Ben aytık okun sev(başını sallıyor sevmiyormuş),Ayzu(arzu)öyetmeni sev(sevmiyorum)

19 Ekim 2012

Bu benim (biberon)eski ev(evde) süt iç(içtim).Şimdi dabut süt iç(içiyor).Aytık ben abi oy(oldum),Ben baydaktan süt iç(içiyorum).

22 Ekim 2012
-Gücel Annem(güzel)
-Aytık ben acık(acıktım) yemek vay(var mı?)Siz acık(acıktınız mı?)
-Bizim ev çok ucak(uzak) dostum(oyunda)
-Ben payça payça oy(oldum- oyunda)

13 Kasım 2012
-Meyve suyum ucakta annem(sofrada)
-Bana kasısı vey(kayısı ver)
-Oyum git bak(oğlum bak git)

16 Kasım 2012

-Anne batum bugya(buğra)benim akadaş,ben onu çok sev(seviyorum)Onlar bize gel(gelsinler)Bizde onlaya git(gidelim)
-Babammm beni duy,Ben sana söyyedim(sana dedim)

Söyleyebildiği her kelime ile hamzanın kendine güveni daha da artıyor.El kol ve mimikler dahada azaldı çok şükür....

Şimdilik bu kadar en kısa zamanda devam :)) sevgilerimle