25 Ocak 2014 Cumartesi

Fikri Mühim'den Ayrılmaz İkili


Merhaba dost ve arkadaşlarım.Hemen hemen 2 aya yakın zamandır hastalıklarla boğuşuyoruz.Birde fotoğrafları bir türlü  pc ye aktaramadım.aksilik aksilik sonra yine hastalandık,şu anda davudum çok hasta.Bronşit olmadı ama ciğerlerine iniyormuş nerdeyse hastalık.hemen ilaçlarımıza başladık.Bu arada biz pedipole götürüyorduk daha önceden hep,doktorumuzu değiştirdik.Buhara özel hastanede ki Fatih Sarı Çocuk sağlığı uzmanına götürüyoruz artık memnunuz ve doktorumuz davudu hastalıklara karşı koruyacak bir ilaç verdi.İnşaAllah daha iyi olacak,ama kış boyu kullanmamız gerekiyor muş.Tabi ben razıyım tek yavrum hastalanmasın.Günlerdir artık bedende hal kalmadı,Bir yandan öksürük bir yandan terleme,bir yandan kusuyor balgamı atabilmek için,gece ayrı gündür ayrı,Birbirimize yapışık olduk,hem o hem ben çok zorlanıyoruz gece yine uyumadık sabaha kadar.şu an biraz dalmışken konumu eklemek için kalktım.

Evet söylediğim gibi Ayrılmaz ikili paketlerim geleli uzun zaman oldu.Hem biz,Eşim pek içmiyor ama ben çok çok içiyorum.Gündüz bir kaç kurabiye ve Nescafe Clasic-Nestle Coffee Mate ikilimi hazırlıyorum.Keyifle içiyorum.Yada bizim ev keksiz kalmaz,çocukların beslenmelerine filan koyuyorum aynı zamanda o yüzden.Islak kek ve Nescafe Clasic-Nestle Coffee Mate ikilimi,Hurmalı Kek Ve Nescafe Clasic-Nestle Coffee Mate ikilimi hazırlıyorum içiyorum.
Hatta Geçen hafata eşimin arkadaşları geliyordu, Nescafe Clasic ile puding bile yaptım,Diğer hazırlıklarım pek yenmese de puding'im bitti :) Ayrıca çocuklarda çok sevdi. Şimdi tarifi nerde diyenlere ayrıca bir postta paylaşacağım acele etmeyin Sevgilerimle :)

19 Ocak 2014 Pazar

AFFETMEMENİN DAYANILMAZ AĞIRLIĞI



Bir lise öğretmeni günün birinde derste öğrencilerine bir teklifte bulunur:
"Bir hayat deneyimine katılmak ister misiniz?"
Öğrenciler çok sevdikleri hocalarının bu teklifini tereddütsüz kabul ederler. "O zaman" der öğretmen. "Bundan sonra ne dersem yapacağınıza da söz verin." Öğrenciler bunu da yaparlar. "Şimdi yarınki ödevinize hazır olun. Yarın hepiniz birer plastik torba ve beşer kilo patates getireceksiniz!"
Öğrenciler, bu işten pek birşey anlamamışlardır. Ama, ertesi sabah hepsinin sıralarının üzerinde patatesler ve torbalar hazırdır. Kendisine meraklı gözlerle bakan öğrencilerine şöyle der öğretmen:
"Şimdi, bugüne dek affetmeyi istemediğiniz her kişi için bir patates alın, o kişinin adını o patatesin üzerine yazıp torbanın içine koyun."
Bazı öğrenciler torbalarına üçer-beşer tane patates koyarken, bazılarının torbası neredeyse ağzına kadar dolmuştur.
Öğretmen, kendisine "Peki şimdi ne olacak?" der gibi bakan öğrencilerine ikinci açıklamasını yapar:
"Bir hafta boyunca nereye giderseniz gidin, bu torbaları yanınızda taşıyacaksınız. Yattığınız yatakta, bindiğiniz otobüste, okuldayken sıranızın üstünde., hep yanınızda olacaklar."
Aradan bir hafta geçmiştir.
Hocaları sınıfa girer girmez, denileni yapmış olan öğrenciler şikâyete başlarlar:
"Hocam, bu kadar ağır torbayı her yere taşımak çok zor."
"Hocam, patatesler kokmaya başladı. Vallahi, insanlar tuhaf gözlerle bakıyorlar bana artık."
"Hem sıkıldık, hem yorulduk..."
Öğretmen gülümseyerek öğrencilerine şu dersi verir:
"Görüyorsunuz ki, affetmeyerek asıl kendimizi cezalandırıyoruz. Kendimizi ruhumuzda ağır yükler taşımaya mahkûm ediyoruz. Affetmeyi karşımızdaki kişiye bir ihsan olarak düşünüyoruz, hâlbuki affetmek en başta kendimize yaptığımız bir iyiliktir.

Kaynaksız yazı paylaşımına karşıyım. Ama çok güzel yazmış yazan kişi, emeklerine sağlık...

16 Ocak 2014 Perşembe

BUGÜNKÜ AKLIM OLSAYDI


Bugünkü aklın olsaydı, hayatını nasıl yaşardın sence?
Anlatmak uzun sürer ama, daha iyi olur­du kesinlikle.
—Oysa doğru cevap şuydu: aynı hayatı yaşardın.
—Ne ilgisi var? Kesinlikle katılmıyorum.
—"Bugünkü aklım" dediğin bilinç düzeyine, o yaşadıklarınla geldin, unutma. Onları yaşama- saydın bugünkü aklın olmazdı ki.
—Emin misiniz?
—Hayıflandığın günle­re hayalen dön istersen. O kritik dönemlerde, yine o günlerdeki aklınla karar vere­cektin ve aynı ter­cihleri yapacak­tın. O tercihlerin hepsi senindi zaten, başka­sının değil.
— Öyle değil. Mesela istemediğim biriyle zorla evlendirdiler beni.
—Ne dediler ki 'zorla' evlendin?
—Çok baskı yaptı­lar. Onunla evlenmezsem beni evlâtlıktan reddedeceklerini bile söylediler.
—Demek ki iki şık arasın­da seçim yaptın. Evlatlıktan reddedilme veya o kişi ile evlenme. Sen de ikinci şıkkı işaretledin. Evlilik defterine imzayı sen attın. Değil mi?
—Herhalde.
—Yani senin tercihindi.
—Keşke başka türlü davransaymışım.
—O zaman sen, sen olmazdın ki. Başka biri olurdun. Senin hayat seyrin içinde sen tercihle­rini böyle yaptın. Bugünkü aklına varman için bu yolu izledin.
—Şimdi ne yapacağım peki?
—Tebrik ederim. Doğru soru bu işte: "Şimdi ne yapacağım?" Geçmişteki tercihlerine takıl­man anlamsız ve faydasız. Zamanı döndüremezsin ki. "Evet, hepsini ben yaptım. O günkü şart­lar onu gerektiriyordu" deyip, esas bundan sonra ne yapacağı­na bakmalısın.
Üstelik böyle geçmişte yaşa­yıp gereksiz hesaplaşma­lar yapmak, 'keşke...' diye diye efkârlanmak, esas düşünmen gerekeni ikinci plâna atı­yor. Yani "bugün ne yapman gerektiği" konusunu.
Oysa bundan sonrası senin elinde. Ve "bugünkü aklın" da sende. Meydan senin.
—Ama...
—Yoksa bugünkü aklın, "Kendine acı. Hayata küs. Ömrünü şikâyet ederek geçir..." mi diyor?

Psikiyatrist Mehmet Tüzün