28 Nisan 2011 Perşembe
12 Mart 2011 Cumartesi
BLOGUMA DOKUNMA!!!

Arkadaşlar bir süredir sizlerinde bildiği üzere bloglarımıza erişimimiz engellendi...Çok üzücü bir durum.ilk defa böyle bir durumla karşılaştım.ekrana bakakaldım.sonra adresimi tekrar tekrar yazıyorum deniyorum.bir çaresizlik.bilgim de yok ne oldu neden oldu algılayamıyorum.dahası ne kendi bloguma ne de takip ettiğim bloglarına ulaşamıyorum.
Sevgili hilal bloglarımıza erişim açısından dns ayarları ile ilgili bilgi vermiş burdan bakabilirsiniz.
Bizde işe yaramadı ama.faydalı olması bakımından paylaşmak istedim.Biz de çok şükür şu anda eşimin bulduğu ultrasurf adlı program ile giriş yapabiliyoruz.duyanlar,duymayanlara bilenler bilmeyenlere bildirsin.herkes faydalansın.
Ultrasurf programı
ultrasurf indirmek için burdan
Ve hepimize yapılan bu haksızlığa karşı bir site kurulmuş orada imzalarımız toplanıyorişe yaraması nı ümid ediyorum.En kısa zamanda bu haksız uygulamaya son verilir.İmzanızı atmak için burdan
25 Şubat 2011 Cuma
21 Şubat 2011 Pazartesi
GIYBET TESTİ

1-.........Neyin damlasını ağzıma koymam...
İlk akla gelen kelime: içki
Şimdi "içki" yerine "gıybet" koyalım.
"Gıybetin damlasını ağzıma koymam" diyebiliyor muyuz?
Bu cümleyi kurarken gönlümüz rahat mı?
İçkinin damlasını ben ağzıma koymamaya çalıştım. Bilerek içtiğimi hiç hatırlamıyorum çok şükür.. Öyle içki sofralarına kurulupta sarhoş da olmadım ömrümde. Eğer içki kadar koksaydı gıybet, eğer birlikte gıybet sofrasına oturup kana kana içenler/doyanlar sarhoş olsaydı mahallemizin manzarası nasıl olurdu? Kaçımız ayık kalırdı? Ne kadarımızın ağzı gıybet kokardı?
2- Burası..... .....li mi?
O kadar sık sorarız ki bu cümlenin "içki" lisini..
İçkili mekanlara girmekten çekiniriz..
İçki bulaşığı bardaklardan su içmekten sakınırız..
Çocukları mızı içkili lokantalara sokmaktan utanırız..
Peki hiç şöyle de sorduk mu bu soruyu:
Burası gıybetli mi?
Uzaklara gitmeye gerek yok.
Belki de evimiz de, belki de en çok bize ait olduğunu sandığımız odamızda..
Seccademizi serdiğimiz yuvamızda..
Çocuklarımızın saçlarını okşadığımız kanepelerde..
Az önce namaz kıldığımız caminin bahçesinde...
Belki de tam kubbesinin altında..
İçkiyi yakıştırmadığımız dudağımıza damağımıza odamıza yuvamıza, içmekten daha ağır sonuçları olan gıybeti nasıl yakıştırıyoruz?
3- Yemeklerimizde.. ......eti yoktur..
İlk aklımıza gelen cevap: domuz..
Peki ya yemeklerimizde...ne kadar uzak dururuz domuz etinden...gördüğümüzde bile iğreniriz..
Peki ya hiç görünmüyor diye hiç kokmuyor diye yediklerimize ne demeli?
Gıybetlerimiz domuz eti kadar iğrenç kokmuyor mu?
4- ........İslami usule göre kesilmiştir...
Cevap: Etlerimiz.
Etlerimiz yerine "sözlerimiz" kelimesini koyarsak ne olur?
"Sözlerimiz İslami usule göre kesilmiştir."
Gıybet olur mu diye yarıda kestiğimiz bir sohbeti hatırlıyor muyuz?
Arkadan çekiştiriyor olabiliriz diye boynunu vurduğumuz bir sözümüz oldu mu?
Nefeslerimizin kardeşimizin ölü etini yemek gibi iğrenç bir eylem için murdar etmiş olabileceğimizden hiç endişelendik mi?
Senai Demirci'nin Söz Yangını isimli kitabından alıntıdır...