Uploaded with ImageShack.us
Peygamberimizin Doğum günü olan Mevlit Kandilimiz Kutlu olsun...
'Tesellici,' nasıl biriydi?
Daima güleryüzlüydü. Yumuşak huyluydu. Esirgemesi, bağışlaması boldu. Katı kalpli değildi. Hiç kimseyle çekişmezdi. Hiç bağırıp çağırmaz, kötü söz söylemezdi. Hiç kimseyi ayıplamazdı. Pinti ve cimri değildi. Hoşlanmadığı şeye göz yumardı. Umanı umutsuzluğa düşürmezdi. Bir şey hakkındaki hoşnutsuzluğunu açığa vurmazdı. Kendisini üç şeyden; insanlarla çekişmekten, çok konuşmaktan, yararsız şeylerle uğraşmaktan alıkoymuştu, insanları da üç şeyde kendi hallerine bırakırdı: Hiçbir kimseyi ne yüzüne karşı, ne de arkasından kınamaz, ayıplamazdı. Hiç kimsenin ayıp ve kusurunu araştırmazdı. Hiç kimseye hakkında sevaplı ve hayırlı olmayan sözü söylemezdi.
Hilim ve sabrı kendisinde toplamıştı. Hiçbir şey kendisini kızdırmazdı. Görüşünü ümmetinin yararına olan şeylere harcardı. Himmetini, ümmetinin dünya ve ahiret mutluluklarını sağlayacak şeyler üzerinde toplardı. Herhangi birşey için 'Hayır!' dediği olmazdı. Yapmak istediği bir şey kendisinden istenildiği zaman 'Olur! buyurur; yapmak istemediği bir şey kendisinden istenilince susar, onu yapmak istemediği susmasından anlaşılırdı…
Daima düşünceli idi. Susması, konuşmasından uzun sürerdi. Lüzumsuz yere konuşmazdı. Sözleri hep gerçek ve yerinde idi. Kimsenin gönlünü kırmaz, kimseyi hor görmezdi. En ufak nimete bile saygı gösterir, hiçbir nimeti yermezdi. Kendi şahsı için asla kızmaz ve öç almazdı. Kızdığı zaman, kızgınlıktan hemen vazgeçer ve kızgınlığını belli etmezdi.
İnsanların en güzel ahlaklısı idi. Hiçbir çirkin söz söylemez ve hiçbir çirkin harekete tenezzül etmezdi. Kötülüğü kötülükle karşılamaz, fakat affeder ve bağışlardı. İnsanların en naziği, en iyi huylusu ve en güleci idi.
O, Hz. Peygamber(@)'di
23 Ocak 2013 Çarşamba
HAYIRLI KANDİLLER
20 Ocak 2013 Pazar
ÇOCUKLAR
Uzun zaman aradan sonra yeniden merhaba...
Bu uzun fetret devrinden sonra paylaşımlarımıza devam edeceğiz demek isterdim ama yine eskisi gibi devam edecek sükutumuz. Kısa süre sonra sona ereceğini umuyoruz. Bu arada bu blogu açma gayemiz olan çocukların hayatlarını ve anılarını biraz daha olsa kayıt altına almak olduğundan en azından çocukların fotoğraflarını koymak istedim. Dilerim herşey gönlünüzcedir.
Bizde mi her insanda yaşanan çalkantılar ve mutluluk tusunamileri, üzüntü kuyuları, dert labirentleri...
İmtihan insan için...
Selamlar...
21 Haziran 2012 Perşembe
19 Haziran 2012 Salı
Dost Dediğin...
Bir hükümdar bir gün, komşu ülkenin kralının ve hal¬kının zekiliğini ve bilgeliğini ölçmek İçin onlara bir hediye gönderdi. Bu hediye, görünüş ve ağırlıkta hiçbirinden farksız, altından yapılma üç küçük insan heykeliydi. Hükümdarın istediği, bu heykellerden hangisinin daha değerli olduğunun bulunmasıydı.
Kral hediyeleri aldıktan sonra meclisini topladı. Önce kendisi heykelleri tek tek inceleyerek farkı bulmaya çalıştı. Ama bulamadı. Sonra da vezirler ve diğer saray mensupları aynı şeyi yaptı. Ama hiçbirisi heykeller arasında bir fark göremedi. Sıra ülkenin en akıllı insanların çağrılması ve bu farkı bulmalarının istenmesine geldi. Ama bu da işe yaramadı. Neredeyse ülkedeki herkes heykelleri inceledi, ama hiçbir fark bulamadı. Kral utancından kahrolacaktı.
Sonunda, haksızlıklara karşı çıktığı İçin bir valinin hapse attırdığı bir genç saraya haber gönderdi ve bu bilmeceyi çözebileceğini söyledi. Kral gencin hapisten çıkarılıp hemen saraya getirilmesini emretti.
Saraya, heykellerin önüne getirilen genç onları dikkatle inceledi. Üç heykelin de sağ kulaklarında küçücük birer delik olduğunu fark etti. Sonra bu küçük deliklere ince gümüş bir tel soktu. Birinci heykelde gümüş tel, heykelin ağzından, ikincide kulağından çıkıyordu. Üçüncüde ise, tel heykelin içinde kalıyor, dışarı çıkamıyordu. Genç bu durum karşısın¬da biraz düşündükten sonra, krala dönüp şöyle dedi:
"Kralım, bu bilmecenin cevabı açık bir kitap gibi karşımızda duruyor. Yeter ki, onu okumaya çalışalım. Gördüğünüz gibi bu heykeller insanları temsil ediyor. Her insan birbirinden farklı olduğu gibi, bu üç heykel de farklı.
"Birinci heykel, dostlarından duyduğunu hemen dışarı fırlayıp başkalarına anlatan insanları temsil ediyor, ikinci heykel, söylenenler bir kulağından girip ötekinden çıkan insanları anlatıyor. Üçüncü heykel ise duyduklarını kendisine saklayan ve ona göre davranan kimseleri temsil ediyor.
"Kralım, bu özellikleri göz önüne alarak heykellerin de¬ğerine karar verebilirsiniz. Aynı şekilde dostlarınızın da en iyisini seçebilirsiniz. Kendinize sırdaş olarak kimi seçerdiniz? Hiçbir şeyi kendisine saklamayanı mı, sözlerinize sabun köpüğü kadar değer vermeyeni mi, yoksa sözlerinizi güvenilir biçimde saklayanı mı?"