1 Nisan 2012 Pazar

İYİLİK ADINA


Karakışın tüm ağırlığıyla kentin üzerinde egemen olduğu günlerden birinde yol kıyısında yaşlı bir dilenci, gelip geçene sadaka için avucunu açıyordu. Tipi tüm hızıyla esiyor, yoldaki hiç kimse yüzünü, havada uçuşan kar tanelerinden saklayamıyordu.
Paltosunun kaldırdığı kürklü yakası ve şapkası arasında başını korumak isteyen bir genç, hızla evine doğru giderken, yaşlı kadını gördü. İçinden sadaka vermek geçti. Ama hava o denli soğuktu ki, eldivenlerini çıkarıp kadına para uzatmaya üşendi. Ama ona çok da acıdı. Bu dondurucu soğukta birkaç kuruşa gereksinimi olup, yol üzerinde dilenmek zorunda kalmanın ne denli kötü bir şey olduğunu düşündü.
“Zavallı sevgili yaşlı” diye seslendi kadıncağıza. “Senin işin çok zor. Kolay gelsin sana.”
Yaşlı kadına bu iki candan söz bile yetti. Delikanlının içten sözleri içini ısıttı. Sadaka almamasına karşın yine de, genç adama teşekkür etti.
Biraz sonra, yol üzerinden geçen atlı arabada oturan zengin bir adam da yaşlı kadını fark etti. Uşağına işaret edip, arabayı durdurttu. Zavallı dilenciye armağan vermek istedi. Cebinden para kesesini çıkarıp pencereyi açtı. Ama dışarıdaki fırtına sıcak arabaya öylesine hızla hücum etti ki, zengin adam kesesinden çıkardığı parayı hızla dilenciye doğru fırlattı, ancak attığı paranın bir peni değil, bir altın olduğunu son anda fark edebildi. Ama olan olmuştu...
Zengin adam, evine döndüğünde, hala dilenciye fırlattığı altını düşünüyordu.
Dikkatsizliği yüzünden o kadar büyük bir para verdiğini düşünüp, kendi kendine kızıyordu. Oysa, bir altın onun için üzerinde düşünülmeye değmeyecek denli küçük bir miktardı.
Aynı gece, fakir delikanlı da, kadını düşünüp durdu. Sıradan bir akşam sofrasını kurarken bile, kadının yoksul görüntüsü hep gözünün önündeydi.
Sonunda dışarı fırlayıp yaşlı kadının durduğu sokağa doğru koştu. Kadın hala oradaydı ve yarı donmuş elleriyle karlar arasında zenginin fırlattığı altını arıyordu.
Genç adam kadını evine getirdi. Birlikte sofraya oturup, yemek yediler.
O gece, Dünya İyilikler Defteri’ne zenginin fırlattığı bir altın yazılmadı bile. Ama ilk sıraya, iyi kalpli gencin iyiliği kaydedildi.
Alıntı

Yorum Gönder