28 Kasım 2010 Pazar

METİN KURTÇU'NUN MÜCADELESİ

Merhabalar,
Her zaman mutlu haberler yada mutluluk dolu yazılar yazılmıyor. Hayat gibi bazen mutluluk bazen hüzün bazen heyecan ve bazen üzüntüler ve umutlu bekleyişler yaşanıyor.
Metin Kurtçu bir öğretmendi. İdealist bir öğretmen.
Fedakar bir baba, düşünceli, vefalı sevecen bir eş, güvenilir ve fedakar bir arkadaş, hayırlı evlat, anlayışlı ve sevgi dolu bir kardeş yüreği sevgiyle dolu bir insandı. Hala öyle mi? Bilemiyorum ama sanırım bazılarımıza kırgın, bazılarımızdan beklediği geri bildirimi alamamış bir kardeşimiz. Yakınmaları var, stemleri var bazı gerçekleri kengi tecrübelerinden süzüp aktardığı kendi el yazısıyla yazılmış mesajı var. Şimdi biz ne dersek boş, ne yaparsak faydasız, ne söylersek işe yaramaz gibilerden düşünmüyoruz. Dularımız var, yüreklerimiz var tek yürek, inancımız var, Allah'ımız var ki o herkesi sever, O ki en büyük gözetici, O ki en yüce eğitici, O ki en büyük irade sahibi, O ki en hayırlı Şifa verici...
Tüm noksanlıklardan münezzeh olan, Şafii olan Yüce Rabbimize olan duamızı yineliyoruz.
"Rabbimiz, Metin kardeşimizi hayırlı şekilde şifaya kavuştur. Onun sana hizmet edebilmesi için mühlet ver, ailesine ve çocuklarına iyi bir eş, iyi bir baba, iyi bir oğul ve iyi bir akraba olması için ona şifa ver, iyi bir öğretmen ve iyi bir insan olması için onu bizlere bağışla... Lütfunla Metin kardeşimizi nimetlendir. Sen nimet verenlerin en hayırlısısın"... Amin
Metin hakkında en son aldığımız bilgi. Dün gece beyin kanaması geçirip yüz ve vücut felci geçirdiği ve buna bağlı olarak hareket ve konuşma kabiliyetleri sınırlanmış durumda olduğu Ve Ankara İbni SinA HaSTANESİNİN YOĞUN BAKIM ÜNİTESİNE SEVK EDİLDİĞİ...
Dualarımız onunla...
Yüreğimiz onunla...
Rabbimiz onunla...
Metin'in kendi el yazısı ile sitemleri...


Aşağıda Metin hakkında Eğitim-Söz-Sen Yönetim Kurulu Üyeleri tarafından yazılmış yazı var paylaşmak istedik...
"14.11.2010 Pazar…Metin öğretmenimizi,arkadaşımızı Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Cebeci Hematoloji Bilim Dalı ve Kök Hücre Nakil Merkezinde Eğitim-Söz-Sen Yönetim Kurulu Üyeleri olarak ziyaret ettik.

Metin’in odasına çıkamadık.Hiçbir ziyaretçi hematoloji bölümüne alınmıyor.Kendisini aradık.Metin babasıyla tekerlekli sandalyede geldi.Hayli bitkin , solgun ve moralsizdi.Bizi gördüğünde çok heyecanlandı,gözleri parladı ve hepimizin ellerini o cansız elleriyle sıkmaya çalıştı.Sonra hepimiz duygulu anlar yaşadık.Metin bir yazı yazmıştı,kısa ve net cümleler.Eksiklikler varsa ekleyebilirsiniz demişti.Bir gün öncesinden Metin’i aramış,hangi hastane de olduğunu,hangi bölümde yattığını kendisinden öğrenmiştik ama zorla konuşuyordu,kendisini fazla yormak istemedik.

Metin hastane salonunda anlatmaya başladı…kimse benimle ilgilenmiyor,moral desteğine ihtiyacım var ama bir psikolog bile yok diyordu.Böyle değersiz miyiz diyordu..bende önceden sorunlarla pek ilgilenmiyor,ne olacak diyordum.Sendikalara bile uzak duruyordum.Hastalığım ortaya çıkınca oradaki çevrenin etkisiyle düşünmeden bir sendikaya üye oldum dedi.Sendika pek yeterince ilgilenmemiş.Sözleşmesi 2 aylık bir tedavi süresi başlayınca 30 günü aştığı için fesih olmuş.Sendika avukatı aracılığıyla fesih durumu geri göreve başlaması için mahkemeye verilmiş.Avukatı arayıp bu dava ne zaman sonuçlanır dediğinde bile avukatın kardeşim senin davanın sonuçlanması en az 1 yıl sürer demesi bile moralini alt üst etmiş.Bunları anlatırken ailesi yanı başımızda,üzgün öylece dinliyorlar.Metin yeni evlenmiş ve çocuğu hastalık döneminde dünyaya gelmiş fakat çocuğunu sevmesi,kucağına alması bile yasak.Bunu söylerken gözleri doluyor…8 kişilik ailesine de kendisi bakıyormuş şimdi hem onların durumunu da ayrıca düşünmekte..Ailesinin geleceğini düşünüyor.Hastalığı bir yandan,düşündükleri bir yandan..Ne yapacağını bilemiyor..Hastalık sürecinde bile kendisinden çok ailesini düşünüyor..Baba başucunda..Metin’in konuşamadığı yerde devreye giriyor.Konuşma yerimiz hastane salonu,hepimiz Metin’i dinliyoruz…ilk kez kurum olarak siz geldiniz ,çok teşekkür ederim diyor.Metin durumunu anlatan,hastalığından dolayı sözleşmesinin fesih edilmesini kabullenemiyor.Kim kabullenir ki?Bize kadroludan farkınız yok diyenler bu durumun ne kadar ciddiyetindeydiler?Metin sendikanın da pek davaya verme dışında bir desteğini görememiş,sendika seçimi konusunda da yanlış yaptıklarını inkar etmiyor.Var olan sendikaların bir işe yaramadığını belirtiyor.Metin bu durumun sırf hastalığından dolayı büyük sıkıntılar yaşamasını ,özellikle psikolog desteğinin olmayışını sürekli vurguluyor.Bir küpeli meslektaşımızın küpe takması bile büyük haber olurken,ben onca gazeteye,birkaç T.V ye durumumu yazmama rağmen bana böyle ilgi göstermediler diyor.Kendini çaresiz,moralsiz,sahipsiz görüyor.Moral ihtiyacına dayalı bir hastalık da ben stres altındayım diyor.Biz kendisine kampanya düzenleyeceğimizi,kendi arkadaşlarımız arasında elimizden gelen yardımı yapacağımızı,basın konusunda da yardımcı olacağımızı söylüyoruz.Metin biraz düşünüyor ve şimdilik bu konuda (maddi yardım)bir şey yapmayın diyor.Ben sözleşme metnimin fesih olmasını da geçtim,düşündüğüm tek şey tedavi sürecimin 20 gün sonra ne olacağıdır diyor.Şu an ssk’nın tedavisini karşıladığını ama 20 gün sonra ssk süresinin de bittiğini,o zaman hastanenin ne yapacağını,nasıl bir durumla karşılaşacağını kendisinin de bilmediğini söylüyor.

24 Kasım öğretmenler günü..Fakat 24 Kasım’da Metin kız kardeşinden kan ve hücre nakli ameliyatı için 25 Kasım’da yapılacak operasyona hazırlanacak.Doktor ameliyatın pek kolay geçmeyeceğini,zor olacağını yüzde 20 da ölümle sonuçlanabileceğini söylemiş.Metin aynı zamanda dirayetli,bir yandan bu amansız hastalıkla mücadele ederken,bir yandan da kendini bekleyen sonlara da kendini hazırlamış.Metin anlattığı her şeyde gözlerimize bakarken hem umudu hem umutsuzluğu hem de çaresizliği bize hissettiriyor. Hepimizin gözleri doluyor,kendimizi zor tutuyoruz.Mesaj olarak sözleşmeli uygulamanın çok kötü olduğunu,kadrolu olsaydı hastalığının tedavisi ve görevinin devam edip etmemesi konusunda sıkıntı yaşamayacak olduğunu,sözleşmeli tüm arkadaşların başına bu ve buna benzer olaylar her zaman gelebileceğini,o zaman düşülen durumun telafisinin olmadığını özellikle belirtiyor.

Biz; 24 Kasım’ı YAS GÜNÜ ilan ediyoruz.Arkadaşımız ölümle pençeleşirken,görevine elinde olmayan bir hastalık sonucu son verilmişken bizim 24 Kasım’ı öğretmenler günü olarak kutlayamayız.24 Kasım Günü tüm sözleşmeli arkadaşlarımızın bulundukları yerde siyah giyinmesini istiyoruz.Biz tüm sözleşmeliler ne zaman kadroya geçer ve özlük haklarımıza da kavuşursak,gerçekten kendimizi bir öğretmen gibi hissedersek 24 Kasım da tüm öğretmenlerce anlamlı şekilde anılır ve kutlanır.Çoğu yerde öğretmenler gününde ‘yemin’ bile ettirilmiyor arkadaşlarımıza..Bazı yerlerde ise göstermelik ettirilmekte.

Biz Metin’i n durumunu gördükten sonra hepimiz bu uygulamanın ne kadar ilkel,ayrımcı bir statü olduğunu daha iyi anladık.24 Kasım’da biz bulunduğumuz kadrolara daimi kadro statümüzde girmek istiyoruz.Devletimizin en büyük yetkili Bakanlarımızın,bürokratlarımızın verdikleri ‘KADRO’ sözünü şartsız,koşulsuz yerine getirmelerini,kamu oyuna da bu konuda sorumlulukları olduklarını bir kez daha yeniliyoruz.

Metin,Elif, Okay….hepsi içimizden biri,hepsinin yaşadığı sorunlar aynı.Ama kimse böylesi ölümcül bir hastalık yaşayan arkadaşlarımıza destek vermiyor,sahip çıkmıyor.Tüm sözleşmeli arkadaşlarımız da oturup bu durumu iyice analiz etmeliler,empati yapmalılar.Yarın bizim neler yaşacağımız belli değil?Yaşanan sorunlar ne olursa olsun sorun ortak.Sözleşmelinin sonu kendi iradesi dışında gelişen bir hastalıkla son bulmamalı.Sözleşmelilik zaten kendi başına büyük sorunlu bir hastalıktır.Sözleşmelilerin çoğu moralsiz,isteksiz,her gün stresli yaşamını mutsuz sürdürmektedir.Bunları öylesine yazmıyoruz,öylesine demiyoruz çünkü bu durumu ancak kendi gibi olan kişiler bilir.

Türkiye’nin bugün kamu kurumlarında ki uyguladığı sözleşmeli uygulaması,plansız,istikrarsız,özlük haklarından yoksun bir süreç olarak başlamıştır.Hepimiz aslında kanserli bir hastalığın içindeyiz.Metin,Elif ve Okay arkadaşlarımıza hem moral,hem de maddi ve manevi desteklerimizi sunmalıyız.

Bu manada tüm sorunlarımız üzerine kurulmuş olan sendikamız herkesin sözcüsü olmaya devam edecektir.Amaçlarımızdan biri de budur.Dayanışmayı,sevgiyi,birbirimize kenetlenmeyi,sorunlarımızı paylaşmayı öğrenmeliyiz.Örgütlü olursak,birbirimize her konuda destek verirsek başaramayacağımız şey yoktur.

Umudumuzla,enerjimizle kanseri de ,MEB’in haksız sözleşmeli uygulamasını da mutlaka yeneceğiz."
En son olarakta Show TV'de yapılan haber...

Sözleşmeli öğretmenin Dramı

2 yorum:

Adsız dedi ki...

bende metinin uzaktan bir akrabasıyım desteklerniz için allah razı olsun.metini dün gece kaybettik,bugünde toprağa verildi.allah geride kalan eşine sabır,oğlunada uzun ömürler versin inşallah.....

yusufca dedi ki...

RABBİM DAYANMA GÜCÜ VERSİN,GERÇEKTEN ÇOK ZOR BİR DURUM BİZDE GİTTİK YANLARIN DA İDİK ZATEN....EŞİNİN YAKIN ARKADAŞIYIM BENDE ...SAYGILARIMLA